BABANIN GÖREVİ 21

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

BABANIN GÖREVİ 21
Ertesi gün gözlerimi açtığımda artık çok farklı bir Dünya’ya uyanmıştım sanki. Dün gece olanlara inanamıyordum. Her an beni şaşırtmayı başarıyordu. İnanılmazdı, iç dünyası o kadar geniş, o kadar yaratıcıydı ki bunu tarif edebilecek bir kavram, bir sözcük bilmiyordum.
Yanımda uyuyordu, çok da güzel gözüküyordu. Tam bir sanat eseri gibi. Ben yaratmıştım onu, ben yapmıştım. O benimdi… Ve bunu şimdi sonuna kadar hissediyordu. Bana da hissettiriyordu, biz birbirimize aittik. Başka bir kadınla olmasına asla gönlüm razı gelmezdi. Esk**en de kız arkadaşlarını kıskanıyordum ama nedenini tam olarak anlayamıyordum. Şimdi, tam olarak biliyordum. Kalbimin derinliklerinde hissediyordum. Çok farklı, çok güzel hissettirmeyi bana her an başarıyordu. Bunu da çok güzel bir şekilde yapıyordu. Sadece cinsel yönden de değil, çocukken de o bana arkadaş, yoldaş olmuştu. Şimdi ise, herşeyim olmuştu. Büyüdükçe, yapabilecekleri de büyüyordu. Artık bir çocuk değil, yetişkindi. Ona göre davranıyordu. Çok enteresan bir duyguydu gerçekten de. Bir insanı büyütmek, onun her anını görmek. İlk adımını, ilk sözcüklerini… Daha sonrasında hayata atılmasını izlemek…
Ve sonra yabancı bir kadına onu teslim etmek… Ne kadar da aci, ne kadar da canice! Bunu kabul edemezdim, etmiyordum da. Ona aittim, o da bana aitti. Bu, çok derinlerde olan ve yaşanan bir histi. Her anlamda paha biçilemezdi üstelik.
Dudaklarına bir öpücük kondurup yavaşça yataktan kalktım. Elimi yüzümü yıkamaya gittim. Tamamen çıplaktım. Asılı olan beyaz bornozumu üzerime geçirip kuşağını bağladım. Dişlerimi firçalarken suyun altında elimi gezdirdim. Soğuk suyu parmaklarımda hissetmek iyi geliyordu. Yüzümü daha kurulamamıştım bile. Islaktım, vücudumun soğuması iyi oluyordu.
Dün gece, nasıl inlediğimi hatırladıkça yeniden bacaklarımın arasında bir islaklık hissetmeye başladım. Çok düşünmemeliydim bunları, Barkin zaten rahat durmuyordu. Bir de ben yapmamalıydım.
Durmadan içime boşalıyordu, hamile kalacağıma artık emindim. Sadece tarihi konusunu bilemiyordum. En kısa zamanda bu haberi alacağımı hissediyordum. O anda karnımı ovaladım, orada bir bebek daha olacaktı. Bir çocuğum daha… Hem de Barkın’dan… Oğlumdan… O kadar güzel bir şeydi ki bu… Rüya gibi, masal gibi.
Aşağı indim. Telefonum tezgahın üzerindeydi. Bildirim ışığı yanıyordu. Ekranı açmak için parmak izimi gösterdim ve telefon hemen açıldı. Ekrandaki mesajları ve bildirimleri okumaya başladım. 4 tane cevapsız arama gözüküyordu. Bayağı bir insan da yazmıştı. 26 tane da elektronik posta gelmişti. Bir sürü işle alakalı dökümanlardı kesinlikle. Ama zerre umurumda değildi, çok güzel bir gece geçirmiştim ve yüzüme resmen renk gelmişti.
Hemen cevapsız aramalara geri dönmeye başladım. Bir iş arkadaşım aramıştı, iş takviminde değişiklik olmuştu. Onunla ilgili konuştuk. Konuşurken bile ne kadar neşeli olduğumu fark ediyordu arkadaşım. Herkesin bir şekilde bana söylediği bir şeydi son zamanlarda iyi göründüğümü, daha neşeli olduğumu anlatıyorlardı.
Ben bile görüntümün değiştiğini fark ediyordum.
Yanaklarımın daha kırmızı olduğunu, gözlerimin daha da parladığını her gün anlıyordum. Barkin bana çok iyi geliyordu, yıllar boyu yaşayamadığım şeyleri yaşıyordum. Unuttuğum, sanki hiç yaşamadığımı düşündüğüm şeyleri yaşıyordum. Bazı kısımlarını gerçekten hiç yaşamamıştım. Barkın gerçekten bana çok farklı bir dünyanın kapılarını açmıştı. Genetiğimizin yarısı ayniydi, beni benden iyi tanıdığı anlar aslında hiç de şaşırtıcı değildi.
Melisa da beni aramıştı. Daha önce onunla bir kere çalışmıştık.
Onu aradım, telefon iki kere çaldıktan sonra açıldı.
“Alo.”
“Alo, Melisa. Kusura bakma canım ya, aramışsın şimdi dönebildim.”
“Sorun değil canım ya, arayayım dedim kaç zaman oldu görüşemedik biliyorsun.” dedi, sesi güzel geliyordu.
“Evet ya, biliyorsun işte hamilelik dönemi biraz karmaşık oluyor.”
“Aaaa!” diye çığlık attı bir anda. “Canım ya! Hamile misin! Bilmiyordum!” dedi heyecanlı bir şekilde.
“Evet, sana söyledim sanıyordum.” dedim, şaşırmıştım. Gerçekten o kadar zamandır görüşmüyorduk demek ki.
Yoksa haberi olurdu, çoğu yakın çevremin haberi vardı çünkü. Bilmemeleri çok zordu çünkü eşim bir şekilde haber veriyordu. Bu olayı, bir kutlama edasıyla tüm çevremizle paylaşmıştı.
“Hayır yahu söylesen kesin tebrik etmeye gelirdim!” dedi heyecanla, sesi bir anda yükselmiş, heyecanı artmıştı.
“Yine gel tabi ki her zaman beklerim.” dedim, dudaklarım hareket ederken aynı zamanda gülümsüyordum.
“Gelirim tabi ki, Barkın ne yaptı? Çok sevinmiştir.” dedi.
İçimden güldüm, gerçekten de çok sevinmişti. Özellikle, kardeşini kendi yapacağı gün heyecanı doruklara çıkmıştı. Şu anda ise çok daha mutluydu. Dün, ne kadar yaratıcı olabileceğini de görmüştüm. Yıllarca içinde biriktirdiği hisleri bir anda patlamıştı. Çok özel bir deneyimdi, ikimiz için de.
“Sevindi tabi ki, o da çok mutlu.” dedim gülümseyerek.
“Mutlu olmaz mi ya, kim kardeşi olacağı için mutsuz olur ki… Ne güzel, çok güzel haberler alıyorum bugün.” dedi.
“Aaa! Ne süper! Başka ne güzel haber aldın?” diye sordum.
“Saliha’yı hatırlıyor musun? Geçen sene inşaat firmasının tasarım işini yapmıştı. Ofiste tanışmıştınız hatta.”
Hatırlıyordum, Saliha sakin bir kadındı. Tasarım işini yapması için çağırmışlardı, çok mütevazi bir kişiliği vardı. Çok takdir etmiştim. O gün onunla çok kısıtlı bir zamanda sohbet etme şansım olmuştu, iki tane çocuğu vardı. Kocası vefat etmişti.Hayata dört elle sarılan bir insandı. Herşeyi çocukları için yaptığından bahsetmişti, zaten kendi tasarım ofisini de kocası vefat ettikten sonra çocuklarının eğitimini devam ettirecek parayı kazanmak için kurmuştu. Bu girişimci ruhunu ve çocuklarına olan bağlılığını çok takdir etmiştim.
“Evet hatırlıyorum tabi ki.” dedim.
“Onun büyük kızı bu sene mezun oluyor, onun törenine gideceğim on beş gün sonra. İstersen de gel?” dedi.
“Tabi ki olur gelirim.” dedim.
O sırada vücudumda bir irkilme hissettim. Arkamdan, Barkın gelip sarılmıştı. Dudaklarını ensemde hissettiğimde, dudaklarımda ister istemez bir gülümseme belirmişti. Nefes alışım o anda değişmişti. Telefonda bunu belli etmemem gerekiyordu.
“Çok iyi olur. Ben haber veririm ona, çok sevinecektir. O günden sonra senden bahsetti, aileni ne kadar sevdiğini o da anlamış.” dedi kıkırdayarak
“Evet tabi ki… Oh… Seviyorum…” dedim.
“Ne oldu canım? Tekme mi atti ufaklık?”
“Evet… Tekme attı.” dedim. O sırada Barkın beni tezgahın üzerine doğru bastırmış, eğilmemi sağlamıştı. Ellerinin bornozumu kaldırdığını hissediyordum. Telefonla konuşurken bunu yapacak olması şaşırtıcı değildi ama bunu hiç beklemiyordum. Ayrıca anlaşılırsa rezil olurdum çünkü herkes kocamın görevde olduğunu biliyordu.
“Çok tatlı ya…” dedi, neşeli bir şekilde.
“Evet. Ah…” dedim, sessiz olmaya çalışıyordum. Bornozumu kaldırdığında kalçalarım tam da gözünün önündeydi. Beni tezgaha domaltmış, telefonda konuşurken içime girmek istiyordu. Bu çocuk gerçekten de çıldırmıştı! Ama bu huyuna bayılıyordum.
Bu şekilde daha çok zevk aldığımı hissettim.
“Yine mi tekme attı?” dedi gülerek.
“Evet, rahat durmuyor…” dedim kıkırdayarak. O sırada başımı çevirip Barkın’a baktım. Tamamen çıplak bir şekilde gelmişti. Gerçekten de rahat durmuyordu ve durmaya da niyeti yoktu. Erkekliğini, kadınlığıma yasladığında bir anda sulandığımı fark ettim. Çok güzel bir histi gerçekten. Onunla olan her an, çok farklı hissettiriyordu zaten.
İçime sokarsa bağırabilirdim, kendimi hazırlamam gerekiyordu. Onu uyarmak da istemiyordum, onu durdurmak istemiyordum. Yapmalıydı, ben onundum. İstediği an tezgaha domaltabileceği bir annesi vardı, o da bunu biliyordu.
O da benimdi…
Sihir gibiydi, gözlerimle onay verdiğimde artık o da kontrolü kaybetti.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir